![]() |
Toplumsal düzene ayak uyduramayan, gelirden yoksun birey çoğunlukla dilenmeye veya zorbalığa yönelmektedir. Sanayi toplumlarında bu yönelme daha fazladır. Her ne kadar sosyal devlet ilkesine bağlı olsak da yoksullukla mücadelede tam anlamıyla tüm kesimi kucaklamak mümkün olmuyor. Tam istihdamın sağlanması günümüz şartlarında mümkün görünmüyor. Hal böyle olunca da düzenli gelir elde edemeyen kesim dilenciliği veya seyyar satıcılığı seçiyor.
Bireylerin öncelikli olarak temel gereksinimleri devlet güvencesine alınmalıdır. Sağlık ve güvenlik koşulu sağlandığı takdirde kendilerini güvende hissedeceklerdir. İş alanı konusunda sivil toplum örgütleri devreye girmelidr. Günümüz koşullarında devletin tüm kesime ulaşması zordur. Sivil toplum örgütleri ile yapılacak işbirliği çerçevesinde olabildiğince fazla yoksula ulaşılması kuvvetle muhtemeldir.
Bakıma muhtaçlara gerekli tüm yardımlar yapılmalı iken, iş arayışı içerisinde olanlara gerekli olanaklar tanınmalıdır. İşsiz bireyin istihdama kazandırılması sadece firmayı değil toplumu etkiler. İşsizliğin azalması yoksulluğu da azaltır. Türkiye şartlarında asgari ücretle çalışan birey ortalama olarak çekirdek aileye sahiptir. Kabaca düşünürsek asgari ücret toplamda dört kişiyi geçindirmektedir. Elbette bu oranın düşük tutulması toplumu olumsuz etkileyeceğinden, harcanabilir gelirin yükseltilmesi gerekmektedir. Enflasyon oranının düşmesiyle mal fiyatlarında da düşüş görülecektir.
Yoksul bireyler toplumun asalağı değil, toplumun yansımasıdır. Bir toplumda ne kadar yoksul, yardıma muhtaç varsa o toplum ve devlet hakkında da bir o kadar olumsuz düşünce oluşacaktır. Topu sadece devlete ya da stklara atmak oldukça yanlış olacaktır. Bu kişilere elden geldiği kadar yardımın yanında ilgili kurumlara da bildirmek vatandaşlık görevidir. Toplum yapımız gereği yardımlaşma ve dayanışma kültürüne oldukça aşinayız.
Bunun yanında insani duyguları istirmar ederek halkı soyanların da sayıları oldukça fazladır. Cebinden günlük 2000 TL çıkan dilenciden, yıllık 160.000 sterlin kazanana kadar birçok örnek vardır. Yardıma muhtaç kesime yumuşak yüzünü gösteren devlet, bu kişilere karşı olabildiğince sert olmalıdır. Ülkemizde bu konudaki cezai yaptırımlar yetersiz kalmaktadır. Elinde dilenmekten seyyar satıcılıktan onlarca ceza makbuzu olan biri bu işi halen yapmaya devam ediyorsa burada aksaklığın söz konusu olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Sonuç olarak yoksulluğun sebebini işsizliğe bağlayabiliriz. Önlem olarak devlet ve sivil toplum kuruluşları işbirliği çerçevesinde toplumda da farkındalık uyandırarak yoksullukla mücadele edilmelidir. Bu durum uzun vadede sosyal güvenliği, adaleti ve refahı getirecektir.
