5 Kasım 2016 Cumartesi

15.yy Avrupa'nın Genel Durumu ve Rönesans Temelleri

Fatih'in İstanbul'u Osmanlı topraklarına katmasıyla artık dünyada yeni bir dönem başlıyordu. İstanbul'dan kaçan çoğunluğu Rum alimler İtalya'ya geçerek burada Rönesans hareketenin önderleri oldular.
Aslında 15.yy tarihine derinlemesine baktığımızda Helenistik çağa merakın arttığını görmekteyiz. Avrupa'da Roma-Cermen İmparatorluğu bir yana İtalya'da da krallıklar-dükalıklar ve şehir devletlerince Roma İmparatorluğu varisliği söz konusuydu. Çoğu İtalyan şehir devleti kendini Roma İmparatorluğu'nun mirasçısı saymaktaydı. Bir takım birleşme girişimleri gerçekleşmişse de başarılı olamamıştır. Fakat her zaman için denge siyasetinin korunduğunu söyleyebiliriz. 15.yy İtalya'sına baktığımızda siyasi birlikten uzak ve birbirlerine karşı mücadelede devletçikler görürüz. Bunlar ; Venedik, Milano, Ceneviz, Floransa ve Savoy Dükalıkları, Napoli Krallığı ve Papalık Devletidir. 

Osmanlı ile ticari ilişkilerinden dolayı Venedik olası haçlı seferlerine 18.yy'a kadar yanaşmamıştır. Ceneviz, Osmanlı-Bizans savaşlarında Osmanlı tarafına özellikle gemi yardımında sıkça bulunmuş ve ticari imtiyaz elde etmiştir. Akdeniz'de Venedik ve Ceneviz kuvvetleri etkin konumdaydı. Napoli Krallığı'nın akrabalık bağından mütevellit İspanya ile ilişkileri iyiydi. Papalık, katolik Fransa ile ilişkilerini iyi tutmaya çalışıyordu. 

15. ve 16. yy Avrupası siyasi yönden oldukça istikrarsızdı. İstanbul'un fethinden sonra sürekli papa tarafından haçlı seferi düzenleme girişimleri baş göstermiş fakat bunlar sadece toplantı düzeyinde kalmış ve Avrupalı devletler birlik olamadıklarında başlamadan bitmiştir.

Dönemin Portekizli denizcileri Ümit Burnu'nu aşarak Hindistan'a ulaşan ilk Avrupalılar olmuşlardır. Afrika'da Arabistan'da ve Hindistan'da bir takım girişimlerde bulunmuşlar ve buralarda hak iddaa etmeye başlamışlardır. Dönemin Mısır Valisi Portekizli korsanlarla padişah fermanıyla savaşmış, her ne kadar kayda değer başarı elde edememiş olsa da Arabistan'da önemli bir kıyı bölgesini alarak Portekizlileri izleme fırsatı yakalamışlardır.

İspanyollar'a baktığımızda Endülüslü müslümanlarla savaştıklarını görürüz. Engizisyonlar kurarak endülüslüleri zorla hristiyanlaştırmaya çalışıyorlardı. Bunun yanında Ünlü denizci Kristof Kolomb, İspanya'dan üç büyük kadırga almış ve Hindistan'a ulaşmak amacıyla yola çıkmıştır. Düşüncesi, batıya gittikçe Hindistan'a ulaşacağına inanmasıdır. İlk seferinde Karayiplere ulaşan Kolomb, buradan biraz ganimet ile geri döner. Daha sonrasında üç büyük sefer daha yapar ve Amerika (Güney-Latin) kıtasına ulaşır. Gemilerini önemli ziynet eşyaları ile dolduran Kolomb, sefer dönüşü İspanyollarca muhteşem bir törenle karşılaşır. Avrupanın yarımada ülkeleri artık sömürü yarışına başlamışlardır. İspanya için "Yenilmez Armada" ünvanının temelleri atılmaya başlamıştır. 

İtalya, Bizanslı alimlerin göçü sayesinde hızlı bir gelişme göstermiştir. İtalyan halklarında Latince'ye merak ve ilgi iyice artmış, kitaplar bu tipte özenle yazılmaya başlanmıştır. Yunan-Heretik dönem kitapları tercüme edilmeye başlanmıştır. İtalya'nın kuzeyinde özellikle Floransa'da Roma hukuku dersleri okutulmaya başlanmıştı. Rönesans'ın da çıkış noktası Floransa olacaktır. Geçmişin tozlu sayfaları temizlenmeye başlamış ve İtalyan sanatçılar Roma eserlerini Avrupa'nın dört bir yanında aramaya başlamışlardı. 

İtalya, o dönem baz alındığında Avrupa'da idari-mali ve sanayi alanında oldukça ileriydi. Kişisel temel hak ve hürriyetlerin bir kısmı İtalya halklarında mevcuttu. Zaten rönesansın burada başlamasının bir sebebi de bu yüzdendir. İtalyan sanatı, kilise ile bağlı kalmadı ve halka yayılmaya başladı. O dönemde Fransa'da gotik, Almanya'da flaman sanatı hakimken, İtalya'da barok sanatı oluşmaya ve gelişmeye başlamıştı. 

Feodal soylular artık güçlerini yitirmişlerdi. Yukarıda değindiğimiz gibi Antik dünya örnek alınmaya başlanmıştı. Lorenza Valla adlı rahibin eleştirisel hümanizm düşünsesi rönesansın kıvılcımı olmuştu. Papa'ya yönelttiği eleştiriler, sonraki dönemlerde ortaya çıkacak hümanistlere yol gösterici olacaktır.

Rönesans'ın Floransa'da başladığını söylemiştik. Floransa'yı yöneten Mediciler Ailesi, sanatkarlara değer veriyor ve sarayda ağırlıyordu. Avrupa'nın her yerinden sanatçıları şehrine davet ediyor ve çalışmalarını destekliyordu. Bu dönemde Michelangelo, Donatello, Rafael, Leonardo Da Vinci gibi önemli sanatkarlar eserlerini ortaya koymuşlardı. Michelangelo, Donatello ve Leonarda Floransa'ya hizmet etmişken, Rafael, papanın daveti üzerine Roma'ya gitmiş orada önemli eserlere imza atmıştır. Resim, heykeltraş ve mimaride bu dönemde büyük sıçramalar olmuş ve barok tarzı tüm Avrupa'ya yayılmaya başlamıştır. 

İtalya'da sağlanamayan siyasi birlik ve iç çekişmeler neticesinde Rönesans'ın getirdiği zenginlik ve refah zamanla diğer Avrupa devletlerine kaymış ve İtalya'nın ışığı sönmeye başlamıştı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder