19 Eylül 2017 Salı

BRİC Ülkeleri ve Türkiye'nin Genel Görünümü

Ülkeler
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
2015
2016
Rusya

Zorunlu Eğitim Süresi
9
9
9
9
9
11
11
11
11
11
Eğitimle İlgili Hükümet Harcamaları (GSYH’nin yüzdesi)

%4,0
%3,8
GSYİH büyümesi (yıllık%)

%8,5
%5,2
%7,8
%4,5
%4,2
%3,5
%1,2
%0,7
%2,8
%0,2
Çin

Zorunlu Eğitim Süresi
9
9
9
9
9
9
9
9
9
9
Eğitimle İlgili Hükümet Harcamaları (GSYH’nin yüzdesi)
 










GSYİH büyümesi (yıllık%)

%14,2
%9,6
%9,3
%10,6
%9,5
%7,8
%7,7
%7,2
%6,9
%6,7
Hindistan

Zorunlu Eğitim Süresi
8
8
8
8
8
8
8
8
Eğitimle İlgili Hükümet Harcamaları (GSYH’nin yüzdesi)
 
%3,3
%3,4
%3,8
%3,8
%3,8
GSYİH büyümesi (yıllık%)

%9,8
%3,8
%8,4
%10,2
%6,6
%5,4
%6,3
%7,5
%8
%7,1
Brezilya










Zorunlu Eğitim Süresi
9
9
14
14
14
14
14
14
14
14
Eğitimle İlgili Hükümet Harcamaları (GSYH’nin yüzdesi)
 
%4,9
%5,2
%5,4
%5,6
%5,7
%5,7
%5,9
GSYİH büyümesi (yıllık%)
 
%6
%5
%0
%7
%3,9
%1,9
%3
%0,5
%3,7
%3,5
Türkiye

Zorunlu Eğitim Süresi
8
8
8
8
8
8
12
12
12
12
Eğitimle İlgili Hükümet Harcamaları (GSYH’nin yüzdesi)
 
%4,1
%4,8
GSYİH büyümesi (yıllık%)
 
%5
%0,8
%-4,7
%8,5
%11
%4,8
%8,5
%5,2
%6,1
%2,9

Kaynak: World Development İndicators 


Ekonomi literatürüne 2001 yılında Jim O’Neill’in çalışması ile giren BRİC ifadesi, Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’i ifade etmektedir. Dünya’da yükselen ekonomiler arasında yer alan bu ülkelerin, zamanla gelişmiş ülke standartlarına erişmesi öngörülmektedir.

Rusya, petrol ve doğalgaz gibi yer altı zenginliklerinin yanı sıra savunma sanayii için de dünya piyasalarında söz hakkına sahiptir.

Brezilya, bir takım kritik hammaddeler bakımından zengindir.
Hindistan, yetişmiş işgücü bakımından zengin bir ülkedir.
Çin, ucuz işgücü ve hammaddenin yanında turizm yönünden de zengin ülkedir.

Bu ülkelerin ortak sorunlarından biri yolsuzluktur. Siyasilerin ve bürokratların hukuksal boşluktan doğan ortamda yaptıkları keyfi ya da gizli yolsuzluklar, ülkenin gelişmişlik aşamasında büyük bir engel oluşturmaktadır. Rusya haricindeki bu ülkeler, dünya savaşları öncesi uzun ya da kısa dönem olsun sömürgeleşmiş devletlerdi.

Günümüzün gelişmiş devletleri bir dönem sömürgecilik yapmışlar ve elde ettikleri hammadde ve işgücü sayesinde sanayileşme süreçlerini gerçekleştirmişlerdir. Sömürüye uğrayan devletlerden Brezilya, Hindistan ve Çin sanayileşme süreçlerinde gelişmiş devletlere kıyasla oldukça geride kalmışlar ve uzun süre de iktisadi yönden yatay seyir izlemişlerdir.

Ülkelerin ekonomik büyümelerinde rol oynayan ana kol endüstriyel üretimdir. Endüstri gelişmediği sürece hizmet ve tarım sektörü büyümede bir noktaya kadar hamle yapar ve tıkanır. Bu bakımdan ekonomik büyümede endüstri kritik bir öneme sahiptir.

Doğrudan yabancı yatırımla çok uluslu şirketler, gelişmiş ülkelerde bulunan merkezlerinin aksine, üretim tesislerini gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelere kaydırarak üretim maliyetlerinde minimizasyonu sağlamaya çalışmaktadırlar. BRİC ülkelerinin de dünya piyasalarına çıkmaları için temel yapı taşı böylece sağlanmış olmaktaydı. Özellikle ucuz işgücü yönünden zengin Çin, Hindistan ve Brezilya ithal ettiği yatırımcılar sayesinde kendi müteşebbisleriyle sağlayamadığı yatırımı yabancılar eliyle gerçekleştirerek sanayileşmelerine başlamışlardı. Çin’in bu ülkelerden farklı avantajı ise ithal edilen nihai malı işgücü bolluğu sayesinde kısa sürede yerli üretim tesislerinde denemesi ve üretmeye başlamasıdır. Beşeri sermaye yönünden gelişmeye başlaması uzun vadede kendisine dünya piyasalarında kalıcı yer bulmasını sağlayacaktır.

Ekonomik büyüklüğü ölçmeye yarayan bir takım temel göstergeler vardır. Bu göstergelerden mevcut çalışmam için benim kullandığım “gayri safi yurtiçi hasıla” dır. Tabloda görüldüğü üzere Hindistan ve Çin istikrarlı olarak büyümektedirler. Yüksek hızlardaki ekonomik büyüklük, gerekli altyapının sağlanmasıyla tehlike olmaktan çıkarak gelişmiş ülkelerle aradaki farkı kapatmaya yarar. Türkiye ve Brezilya’nın 2008 krizinden ciddi oranda etkilendikleri GSYİH oranına bakarak anlaşılmaktadır. Türkiye ile Brezilya, finans ve inşaat yönünden batı dünyası ile diğer listedeki ülkelere kıyasla daha fazla etkileşimde olduğu için krizden daha zararlı çıkmışlardır. Hindistan krizin hemen sonrasında toparlanmış ve yüksek oranlı büyüme rakamlarını yakalamıştır. Çin, krizden etkilenmeyen bir ülke olarak büyümesini sürdürmüştür. Bu durum aslında Çin’in içsel oranda da büyüdüğünü göstermektedir. İçerisinde ürettiği malın büyük kısmını ihraç yerine iç piyasada da talep oluşturarak satmıştır.

Türkiye, genç nüfus oranı yüksek ülke olmasına rağmen işgücüne katılımda zayıf kalmaktadır. Atıl duruma düşen çalışmak isteyen nüfus sayısı oldukça fazladır. Doğrudan yabancı yatırımın Türkiye GSYİH’sına oranı ortalama %2,5’tur. Yeterli tasarruf oranı sağlanamadığı için yerli yatırımcıya kredi desteği konusunda yetersiz kalınmaktadır. Türkiye’nin BRİC ülkelerinin üzerinde performans göstermesi için kaliteli eğitime, beşeri sermayenin geliştirilmesine, katma değeri yüksek mal üretip ihraç etmesine yönelmesi gerekmektedir.

Zorunlu eğitim yönünden Brezilya dışında diğer devletlerin standartlarının üzerinde olan Türkiye’de iktisadi veriler aynı yönde değildir. Burada niteliğin önemli olduğu anlaşılmaktadır. Eğitimle ilgili hükümet harcamalarına baktığımızda Brezilya’nin veri eksikliği göz önünde tutularak bakıldığında önde olduğu göze çarpıyor. Burada da nitelik farkı akla ilk gelen sebeptir.

BRİC ülkeleri, şüphesiz ki uzun vadede piyasalarda söz hakkına sahip olacaklardır. Yükselen ekonomiler olarak adlandırılmalarında beşeri sermayeye, üretim tekniklerindeki gelişmişliğe, altyapıya verdikleri önem etkili olmaktadır. Ekonomik büyümeyi gerçekleştirirken hukuki ve siyasi reformları da göz ardı etmemeleri gerekmektedir. Gelecek kaygısının hüküm sürdüğü bir ülkede vatandaşlar için ülkenin kalkınması çok da önemli değildir. Sosyal refahın sağlandığı huzur ve güven ortamında insanlar iyi şartlarda çalışır ve kendilerini güvende hissetmelerinden dolayı piyasada da girişimsel rol oynarlar. İnsanların piyasaya aktif katılım sağlaması da bir gelişmişlik göstergesidir.