10 Nisan 2025 Perşembe
Adalet Mülkün Temelidir
Adaletin varlığı, toplumda huzurla bir arada yaşamayı ve halkın iktidara güven duygusunun sürekli taze kalmasını sağlar. Geçmişten günümüze her millet ve devlet için temel dayanak adalet olmuştur. Adil olmayan yöneticilerin altındaki halk ezilmiştir. Bu sebeple ya isyana meyletmişler ya da göçmenlik yolunu seçmişlerdir.
Günümüzde Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri adalette öne çıkmaktadır. Doğudan batıya göçü en doğru kanıtlayan şey ekonomiden de öde adalettir. Müslümanlık adı altında halkı sömüren Asya ülkelerindeki birçok yönetici ve elit kesimin zora düşünce kaçtığı yerler batı ülkeleri olmuştur. Hatta malvarlıkları dahi batı ülkelerinde bulunmaktadır. Halkı soyarak elde ettikleri malları kendileri yönetici olsalar da bir gün kaybedeceklerini bildiklerinden adalet sistemine güvendikleri batıda değerlendirmektedirler.
Batının hukuktaki üstünlüğüne dair WJP (World Justice Project, 2024) haritası şöyle:
*Yeşil alanda hukukun üstünlüğü yüksek, kırmızıda düşüktür.
https://worldjusticeproject.org/rule-of-law-index/global
İnsan, kendini güvende hissettiği yerde huzurla yaşar. Yaşadığı yerde de üretir ve topluma entegre olur. Fikir ve eylemlerindeki kısıtlamalara boyun eğdikçe körelir. Bireyin körelmesi toplumu da köreltir. Yönetici kesim, kısa vadede körelmiş toplumu kendi menfaatine düşünse de uzun vadede hem kendisi hem çevresi hem de ülkesini ateşe itmekten başka bir şey yapmamaktadır. Zira birey zenginleşirse devlet zenginleşir. Açgözlülük ve doymama hırsı insanları geri dönülemez eylemelere itmektedir.
Toplum ve devletin temeli adalettir. Adalet, bireyler kadar kurumlar arası ilişkilerdeki dengeleri de sağlar. Güveni sağlar ve insanların huzurunu sağlar. Adaletin olduğu yerde toplumun güveni kadar dış milletlerin de güveni kazanılır. Yatırımcı ve turistlerin güven duydukları bir başka ülkede özgürce dolaşmaları ülke imajına da olumlu katkı sağlar. Bir turist için Afganistan mı Hollanda mı daha güvenilir sorusuna cevap vermek zor olmasa gerek. Adaletin olmadığı yerde güven de yoktur. Bu sebeple turistin gelmemesi kadar mevcut bireyleri de ülkede tutmak zordur. Günümüzde Ortadoğu ülkelerinden batıya yoğun bir göç olmaktadır. İnsanlar ekonomik ve siyasi özgürlük kadar adil bir yaşam da istedikleri için batıya göçü tercih etmektedirler. Sırf bir sosyal medya paylaşımı için göz altına alınan veya tutuklanmaya kadar giden biri için mevcut ülkesi çok güvenli olmasa gerek. Veya yaptığı davranış anayasal haklarca güvence altında olan birinin mevcut kolluk kuvveti tarafından engellenmesi insanı ülkeden soğutabilir. Devrim sonrası Afganistan ve İran’da yaşananlar böyleydi. Muhalefete yönelik sert tedbirler, kurumların tasfiyesi, adaletin yerle bir edilip insanların iktidarın insafına kalması toplumdaki huzuru ve güveni bitirmişti. Üniversiteler kapatılmış, gazete ve medya susturulmuş ya da sansürlenmiş, kuvvet ayrılığına sahip kurumlar bir bir ele geçirilip tüm yönetim tek kesime verilmiş ve kısa sürede toplumun üstüne kara bulutlar çökmüştür. İran ve Afganistan’da yaşanan sözde İslam devrimlerinin siyasi sebeplerine burada çok değinmeye gerek yok. Vurgulamak istediğim nokta adaletin tesisi için bireylerin çaba göstermesidir. Keskin çizgilere sahip kurumlar ve adil insanların olduğu toplumlarda böylesi yöneticilerin de önü kesilebilir. Fakat beşeri duyguların vicdan ve adaletin önüne geçmesiyle birey bozulduğu gibi kurum da pekala bozulmaktadır. Taviz tavizi doğurur. İktidarı örümcek ağı misali gibi sarmaya başlayan bir kesime zamanında dur denmemesi süreci engellenemez bir boyuta getirebilmektedir. Yemen, Mısır ve diğer Ortadoğu ülkelerinde de bunlar görüldü. Libya’nın lideri Kaddafi darbe ile başa geldiğinde başlangıçta iyi ve faydalı hamleler yürütse de iktidar hırsı dolayısıyla zenginleşmiş ve gücü elinde toplaması yüzünden ülkesinde adalet duygusunu köreltmiştir. Kendisine ve yakın çevresine işletmediği hukuk, günü geldiğinde kendisine de işlememiş ve halkı tarafından linç edilmiştir. Yemen lideri Ali Abdullah Salih Afşaş da linç edilerek öldürüldü. İşletmedikleri hukuka gün gelip muhtaç oldular ve bozdukları teraziye kendileri çıktılar.
Katil ve suçluları salmak, gücü elinde diye yolsuzluk yapanı kayırmak, birilerine yakın diye ihalelerde taraflı yaklaşmak ve daha nice hukuksuz denebilecek davranışı sergilemek toplumdaki adalet inancını bitirmektedir.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
