Bu çalışmada; tarihe genel bir perspektif çizmekten öte konu özelinde çıkarım yapılmıştır. Konu ve terimleri anlayabilmek adına döneme dair bazı okumalar yapmakta fayda var.
---
28 Temmuz 1914’te 1.
Dünya Savaşı başlar ve Osmanlı tek taraflı olarak kapütülasyonları kaldırdığını
ilan eder. Bu duruma müttefik Almanya dahi karşı çıkacaktır.
18 Mart 1915’te Londra’da
İngiltere, Fransa ve Rusya bölüşme planları yaparak Osmanlı’yı paylaşmaya dair
antlaşma yaparlar. 1916’da da Sykes-Picot’un ilk hali hazırlanır. Bu gizli
antlaşmayla Osmanlı’nın Mezopotamya, Basra ve Arabistan toprakları bölüşülmektedir.
Daha sonra bu gizli antlaşma revize edilecektir.
1918 Eylül’ünde
Bulgaristan’ın savaştan çekilmesiyle Osmanlı’nın müttefikleriyle olan kara
bağlantısı kopar ve yalnız kalır. Uzun süren müzakere çabaları sonucu Kut’ta
esir alınan bir İngiliz general vasıtasıyla görüşme talebi iletilir ve
Mondros’ta mütareke görüşmeleri başlar. 30 Ekim 1918’de Mondros’ta Ateşkes
imzalanarak savaş bitirilir.
1 Kasım 1918’de Musul’un
boşaltılması İngilizlerce istenir ve 8 Kasım’da Musul işgal edilir. Ardından
İngilizler İskenderun’u da işgal etmek ister. Bölgede konuşlu Yıldırım Ordular
Grubu Kumandanı Mustafa Kemal ise antlaşmada limana asker çıkarmanın yer
almadığını belirtmesi üzerine İstanbul’a; eğer İngilizler limana çıkmaya
kalkarsa ateşle karşılık verileceğine dair telgraf çeker. İstanbul da karşılık
vermemesini söyler. Kayıtsız kalamayacağını belirtmesi üzerine Mustafa Kemal
görevden alınmasını talep ederek İstanbul’a döner. 7 Kasım’da da Harp
Dairesince Yıldırım Orduları lağvedilir ve İngilizler limanı rahatça işgal
eder.
13 Kasım’da Mustafa Kemal
İstanbul’a Haydarpaşa’ya iner. Geldiğini bildirmek için karşıya geçmesi gerekir
fakat İşgal donanmasının geçişi yüzünden boğaz trafiği yoğundur ve beklemek
zorunda kalır. Burada meşhur sözü “ geldikleri gibi giderler”i söyler.
Bu arada Enver, Talat ve
Cemal Paşalar ülkeyi terkeder.
1919
1919 Ocak ayında Paris
Barış Konferansı toplanmaya başlar. Bu arada
1 Ocak’ta Antep
22 Şubat’ta Maraş
24 Mart’ta Urfa
İngilizlerce işgal edilir.
1 Kasım’dan itibarense
İngilizler, bölgeyi Fransızlara bırakır.
30 Nisan 1919’da Mustafa
Kemal, Samsun ve yöresinde azınlıklara karşı kötü davranıldığı, işgal
kuvvetlerine karşı direniş olduğu yönündeki söylentileri yerinde incelemek
üzere 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirilir. 6 Mayıs’ta da yetkileri
genişletilerek sivil ve askeri otoriteler üzerinde söz sahibi olması sağlanır.
Bölgenin iki kolordusu kendisine bağlanmıştır. Mustafa Kemal İstanbul’dayken,
Ali Fuat Paşa da Mustafa Kemal’in talimatıyla kolordusunu Konya’dan Ankara’ya
çeker.
19 Mayıs’ta Mustafa Kemal
Samsun’a iner. 8 Haziran’da Mustafa Kemal, Harbiye Nezareti’nce geri
çağırılacaktır.
23 Temmuz-7 Ağustos
tarihlerinde Erzurum Kongresi toplanır. Sivas Kongresi hazırlıkları yapılırken Sivas’ta
jandarma birliğinde görevli Fransız Binbaşı Brunot, eğer Sivas’ta kongre
toplanırsa şehrin işgal edileceğini vali Reşit Paşa’ya bildirir. Vali haberi
Mustafa Kemal’a bildirir. Kazım Paşa da Sivas’ta kongre yapılması taraftarı
değildir. Fakat Mustafa Kemal, Fransa’nın böyle bir şeye kalkışamayacağını,
bunun blöf olduğunu, Fransa halkının savaşa karşı olduğunu bildirerek kongre
yapılmasını kararlaştırır.
4-11 Eylül tarihlerinde
Sivas Kongresi gerçekleşir.
20 Eylül 1919’da Padişah,
genelge yayınlayarak Mustafa Kemal’in fikirlerine katılmadığını beyan ederek
onu itibarsızlaştırmak istese de bu genelge padişahın itibarını zedeleyecektir.
1 Ekim 1919’da Damat
Ferit Paşa istifa eder ve kabinesi dağılır. 2 Ekim’de Ali Rıza Paşa sadrazam
olur ve kabineden Salih Paşa’yı Amasya’ya gönderir. Böylece İstanbul ilk defa
resmi bir görevliyi Anadolu’ya göndererek direniş hareketini tanımış olur (20 Ekim
1919).
Paris Barış
Konferansı
23 Mayıs 1919’da bir
Fransız delege, Fransız Dışişlerine memorandum gönderir. Buna göre Fransa,
Osmanlı için iki politikadan birini seçmelidir.
a-parçala
b-bütünlüğü koru
Parçalama politikası
uygulanırsa Faysal, Yunanistan, Kürtler ve Ermeniler pay sahibi olarak
demiryolları, madenler gibi imtiyazlara da ortak olabilir ve bu durum
Fransa’nın mali çıkarlarını zedeleyebilir.
Osmanlı’nın bütünlüğü
korunduğu takdirde azınlıklara hak verilmez, Fransa, imtiyazlarını güvence
altına alarak güçsüz ama bütünlüğü olan Osmanlı üzerinde mali denetim
gerçekleştirebilir. Paris Barış Konferansı sonrasında da Fransa, Osmanlı’nın
bütünlüğü politikasını sürdürecek hatta sonrasında Ankara hükümetiyle de
anlaşma yoluna gidecektir.
29 MAYIS 1919’DA
İstanbul’da görevli Fransız Yüksek Komiser Defrence, bütünlüğü koruma
politikasının milliyetçi Türklerce de kabul göreceğini söyleyerek bu politikayı
desteklediğini beyan etmiştir.
21 Eylül 1919’da Le Temps
Gazetesi; Türk milliyetçileri gittikçe güçlenmektedir. İster beğenin ister
beğenmeyin bir Türk gücü var” yazısıyla Anadolu direnişinden haberdar
olunduğunu belgelemektedir. Bu haber aslında Fransız kamuoyundaki Kemalist
hareketin gücünü de göstermektedir.
1 Kasım 1919 tarihli
Fransa Kara Kuvvetleri raporuna göre; Mustafa Kemal’in gücü, İstanbul’un
güçsüzlüğünden kaynaklanmaktadır. Arkasında millet ve ordu var. İTC de onu
destekliyor. Kemal’in Kilikya’yı tehdit edecek gücü yok. İzmir’de en fazla
20000 çete var. 15 ve 13. Kolordular dışında harbe hazır ordusu da yok.
Anadolu’da emrinde 16 tümen olsa da bunlardan 6’sı savaşa hazır.” Bu rapora
göre Fransa, Mustafa Kemal’in büyük bir tehdit olacağını anlamıştır.
9 Aralık 1919’da Fransız
irtibat şefi Yarbay Mougin” acele etmediğimiz takdirde doğuda durum daha kritik
olabilir” demiştir.
İngiltere, Anadolu’da
sevilmediğinin farkındadır. Askeri gücünün de azlığı onu İstanbul’da sıkışmak
zorunda bırakmıştır. İngiliz Yüksek Komiseri Amiral John de Roberck; Damat
Ferit’in Anadolu hareketini bastırma talebini de reddetmiştir ve İngiltere, bekleme
politikası gütmektedir (13 Eylül 1919).
İngiltere Savunma
Bakanlığı Ankara ile görüşme isterken, İngiltere Dışişleri Bakanlığı
istememektedir. Böyle bir görüşmenin Mustafa Kemal’e itibar kazandırıp
tanınırlığını artıracağını ayrıca müttefiklerden habersiz de görüşmenin doğru
olmayacağını düşünmektedir.
10 Kasım 1919’da Bursa’da
56. Fırka komutanı olan Bekir Sami Bey’e Mustafa Kemal telgraf çekerek” Haksız
yere güneyde işgale girişen ve Ermenileri başımıza musallat eden Fransa
dostumuz olamaz, bugün dostumuz yoktur” demiş ve böylece mandacılık söylentilerini
kesmek istemiştir.
7 Kasım 1919’da Afyon’da
görevli Fransız Lebonne, Ermenilerin doğuda yaptıklarına istinaden fazla taviz
verdiklerini itiraf ettiğine dair Fransa’ya telgraf çekerek durumu
bildirmiştir.
7 Aralık 1919’ Sivas’ta,
Fransa’nın Suriye ve Lübnan Yüksek Komiseri Picot Mustafa Kemal ile görüşmüş
fakat anlaşma sağlanamamıştı. Yarı resmi olan bu görüşme, siyasi açıdan oldukça
önem arz etmektedir. Zira ilk defa bir itilaf tarafından yüksek görevli, Ankara
ile görüşerek direnişi tanımış oluyordu.
Picot’a göre Ankara ile
anlaşma sağlanırsa Kilikya’daki askerler güneye çekilir ve Suriye’de Faysal’a
karşı daha kuvvetli saldırı başlatılabilirdi.
İngilizler, Picot’un
Sivas’a gittiğinden haberdardı. Kahire’de görevli Albay Meinertzhagen, Lord
Curzon’a telgraf çekerek Picot’un Anadolu’ya gideceğini haber vermişti.
1920
10 Şubat 1920’de Fransız
başbakan Millarand, Suriye’ye yeni atanan Yüksek Komiser Gouraund’dan Mustafa
Kemal ile görüşmesini ister. Fakat İstanbul’dak Yüksek Komiser Defrance’ye göre
böyle bir görüşme Mustafa Kemal’e önem ve hüviyet kazandırır. Ayrıca
İngilizlerle de aralarının açılmasına sebep olabilir. Bu görüşü olumlu bulan
Millarand, görüşme talebini geri çeker.
3 Mart 1920’de üçlü
sözleşme imzalanır. 16 Mart 1920’de İstanbul tekrar işgal edilir. Anadolu
dmeiryolu imtiyazını İngiltere alır. Bu durum Fransa’nın hoşuna gitmez. Fransa,
İstanbul ve İngiltere’den koparak muhatap olarak Ankara’yı görmeye
başlayacaktır. Fransa’ya göre, Yunan ordusu olmasa İngiltere, Türkiye’nin
hamisi olamaz. Fransa’yı Ankara’ya yakınlaştıran bir diğer etken de Bolşevik
tehdidiydi.
26 Nisan 1920’de Ankara,
SSCB’ye nota göndererek tanınmasını ister. Çiçerin olumlu yanıt verir ve Bekir
Sami Bey ve heyetini kabul eder. Görüşmeler, Ermenistan devleti kurulması
madddesinde çıkmaza girer ve anlaşma sağlanamaz fakat 16 Mart 1919’de anlaşma
sağlanacaktır zira Kazım Paşa komutasındaki ordumuz Ermenileri yenerek doğuda
mutlak bir galibiyet elde ederek SSCB nezdinde elimizi kuvvetlendirmiştir.
Fransız görevli Lebonne’a
göre SSCB, 30000 tüfek, 4 batarya, 20 Biplon, 4 tankı Ankara’ya göndermiştir.
14 Mayıs 1920’de
Trabzon’daki Fransız konsolos Lepissier; Mustafa Kemal’in bütün Anadolu’ya
hakim olduğunu telgrafla Paris’e bildirmiştir.
Fransız Başbakan Briand’a
göre; Sevr’in Trakya maddesi mantıksızdır. Yunanistan’a Çatalca’ya kadar toprak
vermek haksızlıktır. Ayrıca Fransa, İstanbulk’u da boşaltma taraftarıdır artık.
Fransa, işgali ekonomik
çıkarlar için sonlandırmak istiyordu. Pamuğa ihtiyacı vardı. Yıllık 750000
balya pamuk talebi vardı. Anadolu ve Mezopotamya ise üretim için elverişliydi.
Ve bir an önce savaş bitip bölgede ekonomi canlanmalıydı. 1920’de Kilikya’dan
üretim alınamaması savaşın zararını ortaya koymuş ve en kısa sürede barış
antlaşmasının yapılması için Fransız kabinesine de baskılar başlamıştı. Fransız
şirketler, cemiyet kurarak Clemancau’ya muhtıra verdiler ve Duyunu Umumi’yedeki
2,5 milyar Fransız frankının zarar etmeden barışın yapılmasını istediler.
Gouraud; Lebonne ve
ekibini Ankara’ya görüşmek üzere gönderir. 23 Mayıs 1920’de ateşkes imzalanır
ve böylece İtilaf kanadında ilk kez bir devlet Ankara’yı tanır. Ankara için bu
durum siyasi bir zaferdir. Fakat Fransa, Kilikya’da sonlandırdığını söyleyeceği
ateşkesi Karadeniz’de bozacaktır. Ankara, ateşkes sonrası Adana’daki 11.
Tümen’i Yunanla harp için batıya kaydırır. 8 Haziran’da Fransa, Zonguldak’ı
işgal eder. Mustafa Kemal, ateşkesin bozulduğunu söyler ve Kilikya’da silahlı
direniş tekrar başlar.
Bu arada Mısır ordusunda
görevli Yarbay Hayri Bey, Mustafa Kemal’in adamıdır ve onun talimatıyla gizlice
Paris’e gider. Jena Herbet ile görüşür. İleride Yüksek Komiser olarak atanacak
Pelle de bu görüşmeyi olumlu karşılar. Mustafa Kemal’in Hayri Beyi gönderme
amacı Fransa’yı Ankara’ya yakınlaştırmak ve Sevr’i parçalamaktadır. Görüşmeler
meyvesini verir ve 3 Aralık 1920’de Fransa, Sevr’in Türkiye lehine revize
edilmesini İngiltere ile görüşmelerde talep eder. Lloyd George ise Fransa’ya
karşı çıkarak;” Neden asi bir generalle uzlaşalım” der.
Birinci İnönü zaferiyle
(9-10 Ocak 1921) İtilaf devletleri Ankara’yı Londra’ya davet eder. Tevfik Paşa
kararı Ankara’ya bildirir.
1 Mart 1921
Bekir Sami Bey, Misaki
Milli’yi tanıtmak ve Ankara’nın propagandasını yapmak üzere kongreye
gönderilir. Fakat inisiyatif alarak anlaşma yapan Bekir Sami Bey, Ankara’ya
döndüğünde tepki alır ve görevden alınır.
Fransa Başbakanı Birand,
Boullion’u Ankara’ya gönderir. Resmi sıfatı olmasa da bu görüşme ilerisi için
temel teşkil edecektir.
Boullion, görüşme sonrası
raporunda, İstanbul’un tamamen etkisiz olduğunu bildirir. Ankara’dan da
haberleşmenin daha rahat ypaılması ve Paris’le irtibatın daha hızlı olması için
Mersin ve Suriye’ye geçmeyi teklif eder. Mustafa Kemal ile daha sonra Batı
cephesine geçecektir.
Sakarya Meydan zaferi
sonrası Fransa, zor duruma düşmüş ve bir an önce antlaşma yapmaya uğraşmıştır.
10 Ağustos 1921’de
Fransa, İngiltere, İtalya ve Japonya tarafsızlık ilan etmişti. Böylece ülkeler,
taraflara silah satabilecekti.
19 Ekim 1921’de Bullion’a
Ankara tarafından silah siparişi verilir. Gabriel de Laste adında Fransız iş
adamı da 30000 tüfek satışı sağlar.
20 Ekim 1921’de Ankara
Antlaşması Boullion ve Yusuf Kemal arasında imzalanır. Mustafa Kemal bu
antlaşma sırasında hakem rolünü üstlenmiştir. Antlaşmayla
-Fransa-Ankara Hükümeti
arasındaki savaş sona erecek.
-Kilikya’daki Türk ordusu
kuzeye, Fransız ordusu da güneye çekilecektir.
-İskenderun özel bir
yönetim olacak ve Türkçe tanınacaktır.
-Caber kalesi manevi
mirasından ötürü Türk toprağı olacak kalacaktır.
Antlaşma
sağlanmış ve TBMM-Fransa arasında ateşkes yapılmıştı. Ankara Ant. İle ilk kez
batılı bir devlet TBMM’yi tanımış oluyordu. Fransa’nın bu antlaşmayı
yapmasındaki en önemli etken, mali çıkarlarını güvenceye almaktı. Mevcut
demiryolu yatırımları, maden imtiyazları ve Duyunu Umumiye ile dış borçlardaki
sermaye ağırlığı, Fransa’nın önem verdiği konulardı ve savaş uzadıkça zarar
etmekteydi. İngiltere ile de anlaşamaması ve Faysal konusunda Fransa’nın
yanında yer almaması Fransa-İngiltere ilişkileri açısından olumsuzluk
doğurmuştur.
16 Ocak 1922 resmi
yazısına göre Fransızlar, Kilikya’nın boşaltılmasının ardından; 10000 haki
renkli üniforma, 4000 tüfek, 2milyon fişek, 373 atı teslim etmişler ve
ilerleyen süreçte de 10 Bregeut tipi uçağı, 10 yedek motoru, 10 hangar-çadırı,
10000 tüfeği, 2000 atı ve 10000 haki renkli üniformayı da vereceklerdir.
