4 Şubat 2024 Pazar

Milli Mücadele Döneminde Ankara - Fransa İlişkileri

Bu çalışmada; tarihe genel bir perspektif çizmekten öte konu özelinde çıkarım yapılmıştır. Konu ve terimleri anlayabilmek adına döneme dair bazı okumalar yapmakta fayda var.

---

Atatürk and Fransız elçi Bouillon
1868’da Süveyş Kanalı’nın Fransa tarafından açılmasıyla Akdeniz eski önemine kavuştu. İngiltere de Hindistan sömürgeleri yoluna hakim Basra Körfezinde nüfuz edinmeye çalışıyordu. Berlin Antlaşmasına kadar İngiltere, Osmanlı’nın toprak bütünlüğü politikasını savunmuş ve bu sayede Kafkaslar ve Ege tarafından olası Rus saldırısına karşı Osmanlı gibi bir devleti tampon olarak görmüştü. Fakat 1878 Berlin Antlaşmasıyla Osmanlı-İngiltere arasında imzalanan memorandum ile Osmanlı, İngiltere’ye olası Rus saldırısında kendisine destek olması için Kıbrıs’ı vermiş ve İngiltere Malta ile Kıbrıs’ı ele alınca Osmanlı’nın tampon vazifesi görmesine gerek kalmadığını belirtmiştir. Öyle ki 1895’de İngiltere Başbakanı Salasbury, boğazlar önemsizdir diyerek Kıbrıs ve Malta’nın önemini vurgulamıştır.

28 Temmuz 1914’te 1. Dünya Savaşı başlar ve Osmanlı tek taraflı olarak kapütülasyonları kaldırdığını ilan eder. Bu duruma müttefik Almanya dahi karşı çıkacaktır.

18 Mart 1915’te Londra’da İngiltere, Fransa ve Rusya bölüşme planları yaparak Osmanlı’yı paylaşmaya dair antlaşma yaparlar. 1916’da da Sykes-Picot’un ilk hali hazırlanır. Bu gizli antlaşmayla Osmanlı’nın Mezopotamya, Basra ve Arabistan toprakları bölüşülmektedir. Daha sonra bu gizli antlaşma revize edilecektir.

1918 Eylül’ünde Bulgaristan’ın savaştan çekilmesiyle Osmanlı’nın müttefikleriyle olan kara bağlantısı kopar ve yalnız kalır. Uzun süren müzakere çabaları sonucu Kut’ta esir alınan bir İngiliz general vasıtasıyla görüşme talebi iletilir ve Mondros’ta mütareke görüşmeleri başlar. 30 Ekim 1918’de Mondros’ta Ateşkes imzalanarak savaş bitirilir.

1 Kasım 1918’de Musul’un boşaltılması İngilizlerce istenir ve 8 Kasım’da Musul işgal edilir. Ardından İngilizler İskenderun’u da işgal etmek ister. Bölgede konuşlu Yıldırım Ordular Grubu Kumandanı Mustafa Kemal ise antlaşmada limana asker çıkarmanın yer almadığını belirtmesi üzerine İstanbul’a; eğer İngilizler limana çıkmaya kalkarsa ateşle karşılık verileceğine dair telgraf çeker. İstanbul da karşılık vermemesini söyler. Kayıtsız kalamayacağını belirtmesi üzerine Mustafa Kemal görevden alınmasını talep ederek İstanbul’a döner. 7 Kasım’da da Harp Dairesince Yıldırım Orduları lağvedilir ve İngilizler limanı rahatça işgal eder.

13 Kasım’da Mustafa Kemal İstanbul’a Haydarpaşa’ya iner. Geldiğini bildirmek için karşıya geçmesi gerekir fakat İşgal donanmasının geçişi yüzünden boğaz trafiği yoğundur ve beklemek zorunda kalır. Burada meşhur sözü “ geldikleri gibi giderler”i söyler.

Bu arada Enver, Talat ve Cemal Paşalar ülkeyi terkeder.

1919

1919 Ocak ayında Paris Barış Konferansı toplanmaya başlar. Bu arada

1 Ocak’ta Antep

22 Şubat’ta Maraş

24 Mart’ta Urfa İngilizlerce işgal edilir.

1 Kasım’dan itibarense İngilizler, bölgeyi Fransızlara bırakır.

30 Nisan 1919’da Mustafa Kemal, Samsun ve yöresinde azınlıklara karşı kötü davranıldığı, işgal kuvvetlerine karşı direniş olduğu yönündeki söylentileri yerinde incelemek üzere 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirilir. 6 Mayıs’ta da yetkileri genişletilerek sivil ve askeri otoriteler üzerinde söz sahibi olması sağlanır. Bölgenin iki kolordusu kendisine bağlanmıştır. Mustafa Kemal İstanbul’dayken, Ali Fuat Paşa da Mustafa Kemal’in talimatıyla kolordusunu Konya’dan Ankara’ya çeker.

19 Mayıs’ta Mustafa Kemal Samsun’a iner. 8 Haziran’da Mustafa Kemal, Harbiye Nezareti’nce geri çağırılacaktır.

23 Temmuz-7 Ağustos tarihlerinde Erzurum Kongresi toplanır. Sivas Kongresi hazırlıkları yapılırken Sivas’ta jandarma birliğinde görevli Fransız Binbaşı Brunot, eğer Sivas’ta kongre toplanırsa şehrin işgal edileceğini vali Reşit Paşa’ya bildirir. Vali haberi Mustafa Kemal’a bildirir. Kazım Paşa da Sivas’ta kongre yapılması taraftarı değildir. Fakat Mustafa Kemal, Fransa’nın böyle bir şeye kalkışamayacağını, bunun blöf olduğunu, Fransa halkının savaşa karşı olduğunu bildirerek kongre yapılmasını kararlaştırır.

4-11 Eylül tarihlerinde Sivas Kongresi gerçekleşir.

20 Eylül 1919’da Padişah, genelge yayınlayarak Mustafa Kemal’in fikirlerine katılmadığını beyan ederek onu itibarsızlaştırmak istese de bu genelge padişahın itibarını zedeleyecektir.

1 Ekim 1919’da Damat Ferit Paşa istifa eder ve kabinesi dağılır. 2 Ekim’de Ali Rıza Paşa sadrazam olur ve kabineden Salih Paşa’yı Amasya’ya gönderir. Böylece İstanbul ilk defa resmi bir görevliyi Anadolu’ya göndererek direniş hareketini tanımış olur (20 Ekim 1919).

Paris Barış Konferansı

23 Mayıs 1919’da bir Fransız delege, Fransız Dışişlerine memorandum gönderir. Buna göre Fransa, Osmanlı için iki politikadan birini seçmelidir.

a-parçala

b-bütünlüğü koru

Parçalama politikası uygulanırsa Faysal, Yunanistan, Kürtler ve Ermeniler pay sahibi olarak demiryolları, madenler gibi imtiyazlara da ortak olabilir ve bu durum Fransa’nın mali çıkarlarını zedeleyebilir.

Osmanlı’nın bütünlüğü korunduğu takdirde azınlıklara hak verilmez, Fransa, imtiyazlarını güvence altına alarak güçsüz ama bütünlüğü olan Osmanlı üzerinde mali denetim gerçekleştirebilir. Paris Barış Konferansı sonrasında da Fransa, Osmanlı’nın bütünlüğü politikasını sürdürecek hatta sonrasında Ankara hükümetiyle de anlaşma yoluna gidecektir.

29 MAYIS 1919’DA İstanbul’da görevli Fransız Yüksek Komiser Defrence, bütünlüğü koruma politikasının milliyetçi Türklerce de kabul göreceğini söyleyerek bu politikayı desteklediğini beyan etmiştir.

21 Eylül 1919’da Le Temps Gazetesi; Türk milliyetçileri gittikçe güçlenmektedir. İster beğenin ister beğenmeyin bir Türk gücü var” yazısıyla Anadolu direnişinden haberdar olunduğunu belgelemektedir. Bu haber aslında Fransız kamuoyundaki Kemalist hareketin gücünü de göstermektedir.

1 Kasım 1919 tarihli Fransa Kara Kuvvetleri raporuna göre; Mustafa Kemal’in gücü, İstanbul’un güçsüzlüğünden kaynaklanmaktadır. Arkasında millet ve ordu var. İTC de onu destekliyor. Kemal’in Kilikya’yı tehdit edecek gücü yok. İzmir’de en fazla 20000 çete var. 15 ve 13. Kolordular dışında harbe hazır ordusu da yok. Anadolu’da emrinde 16 tümen olsa da bunlardan 6’sı savaşa hazır.” Bu rapora göre Fransa, Mustafa Kemal’in büyük bir tehdit olacağını anlamıştır.

9 Aralık 1919’da Fransız irtibat şefi Yarbay Mougin” acele etmediğimiz takdirde doğuda durum daha kritik olabilir” demiştir.

İngiltere, Anadolu’da sevilmediğinin farkındadır. Askeri gücünün de azlığı onu İstanbul’da sıkışmak zorunda bırakmıştır. İngiliz Yüksek Komiseri Amiral John de Roberck; Damat Ferit’in Anadolu hareketini bastırma talebini de reddetmiştir ve İngiltere, bekleme politikası gütmektedir (13 Eylül 1919).

İngiltere Savunma Bakanlığı Ankara ile görüşme isterken, İngiltere Dışişleri Bakanlığı istememektedir. Böyle bir görüşmenin Mustafa Kemal’e itibar kazandırıp tanınırlığını artıracağını ayrıca müttefiklerden habersiz de görüşmenin doğru olmayacağını düşünmektedir.

10 Kasım 1919’da Bursa’da 56. Fırka komutanı olan Bekir Sami Bey’e Mustafa Kemal telgraf çekerek” Haksız yere güneyde işgale girişen ve Ermenileri başımıza musallat eden Fransa dostumuz olamaz, bugün dostumuz yoktur” demiş ve böylece mandacılık söylentilerini kesmek istemiştir.

7 Kasım 1919’da Afyon’da görevli Fransız Lebonne, Ermenilerin doğuda yaptıklarına istinaden fazla taviz verdiklerini itiraf ettiğine dair Fransa’ya telgraf çekerek durumu bildirmiştir.

7 Aralık 1919’ Sivas’ta, Fransa’nın Suriye ve Lübnan Yüksek Komiseri Picot Mustafa Kemal ile görüşmüş fakat anlaşma sağlanamamıştı. Yarı resmi olan bu görüşme, siyasi açıdan oldukça önem arz etmektedir. Zira ilk defa bir itilaf tarafından yüksek görevli, Ankara ile görüşerek direnişi tanımış oluyordu.

Picot’a göre Ankara ile anlaşma sağlanırsa Kilikya’daki askerler güneye çekilir ve Suriye’de Faysal’a karşı daha kuvvetli saldırı başlatılabilirdi.

İngilizler, Picot’un Sivas’a gittiğinden haberdardı. Kahire’de görevli Albay Meinertzhagen, Lord Curzon’a telgraf çekerek Picot’un Anadolu’ya gideceğini haber vermişti.

1920

10 Şubat 1920’de Fransız başbakan Millarand, Suriye’ye yeni atanan Yüksek Komiser Gouraund’dan Mustafa Kemal ile görüşmesini ister. Fakat İstanbul’dak Yüksek Komiser Defrance’ye göre böyle bir görüşme Mustafa Kemal’e önem ve hüviyet kazandırır. Ayrıca İngilizlerle de aralarının açılmasına sebep olabilir. Bu görüşü olumlu bulan Millarand, görüşme talebini geri çeker.

3 Mart 1920’de üçlü sözleşme imzalanır. 16 Mart 1920’de İstanbul tekrar işgal edilir. Anadolu dmeiryolu imtiyazını İngiltere alır. Bu durum Fransa’nın hoşuna gitmez. Fransa, İstanbul ve İngiltere’den koparak muhatap olarak Ankara’yı görmeye başlayacaktır. Fransa’ya göre, Yunan ordusu olmasa İngiltere, Türkiye’nin hamisi olamaz. Fransa’yı Ankara’ya yakınlaştıran bir diğer etken de Bolşevik tehdidiydi.

26 Nisan 1920’de Ankara, SSCB’ye nota göndererek tanınmasını ister. Çiçerin olumlu yanıt verir ve Bekir Sami Bey ve heyetini kabul eder. Görüşmeler, Ermenistan devleti kurulması madddesinde çıkmaza girer ve anlaşma sağlanamaz fakat 16 Mart 1919’de anlaşma sağlanacaktır zira Kazım Paşa komutasındaki ordumuz Ermenileri yenerek doğuda mutlak bir galibiyet elde ederek SSCB nezdinde elimizi kuvvetlendirmiştir.

Fransız görevli Lebonne’a göre SSCB, 30000 tüfek, 4 batarya, 20 Biplon, 4 tankı Ankara’ya göndermiştir.

14 Mayıs 1920’de Trabzon’daki Fransız konsolos Lepissier; Mustafa Kemal’in bütün Anadolu’ya hakim olduğunu telgrafla Paris’e bildirmiştir.

Fransız Başbakan Briand’a göre; Sevr’in Trakya maddesi mantıksızdır. Yunanistan’a Çatalca’ya kadar toprak vermek haksızlıktır. Ayrıca Fransa, İstanbulk’u da boşaltma taraftarıdır artık.

Fransa, işgali ekonomik çıkarlar için sonlandırmak istiyordu. Pamuğa ihtiyacı vardı. Yıllık 750000 balya pamuk talebi vardı. Anadolu ve Mezopotamya ise üretim için elverişliydi. Ve bir an önce savaş bitip bölgede ekonomi canlanmalıydı. 1920’de Kilikya’dan üretim alınamaması savaşın zararını ortaya koymuş ve en kısa sürede barış antlaşmasının yapılması için Fransız kabinesine de baskılar başlamıştı. Fransız şirketler, cemiyet kurarak Clemancau’ya muhtıra verdiler ve Duyunu Umumi’yedeki 2,5 milyar Fransız frankının zarar etmeden barışın yapılmasını istediler.

Gouraud; Lebonne ve ekibini Ankara’ya görüşmek üzere gönderir. 23 Mayıs 1920’de ateşkes imzalanır ve böylece İtilaf kanadında ilk kez bir devlet Ankara’yı tanır. Ankara için bu durum siyasi bir zaferdir. Fakat Fransa, Kilikya’da sonlandırdığını söyleyeceği ateşkesi Karadeniz’de bozacaktır. Ankara, ateşkes sonrası Adana’daki 11. Tümen’i Yunanla harp için batıya kaydırır. 8 Haziran’da Fransa, Zonguldak’ı işgal eder. Mustafa Kemal, ateşkesin bozulduğunu söyler ve Kilikya’da silahlı direniş tekrar başlar.

Bu arada Mısır ordusunda görevli Yarbay Hayri Bey, Mustafa Kemal’in adamıdır ve onun talimatıyla gizlice Paris’e gider. Jena Herbet ile görüşür. İleride Yüksek Komiser olarak atanacak Pelle de bu görüşmeyi olumlu karşılar. Mustafa Kemal’in Hayri Beyi gönderme amacı Fransa’yı Ankara’ya yakınlaştırmak ve Sevr’i parçalamaktadır. Görüşmeler meyvesini verir ve 3 Aralık 1920’de Fransa, Sevr’in Türkiye lehine revize edilmesini İngiltere ile görüşmelerde talep eder. Lloyd George ise Fransa’ya karşı çıkarak;” Neden asi bir generalle uzlaşalım” der.

Birinci İnönü zaferiyle (9-10 Ocak 1921) İtilaf devletleri Ankara’yı Londra’ya davet eder. Tevfik Paşa kararı Ankara’ya bildirir.

1 Mart 1921

Bekir Sami Bey, Misaki Milli’yi tanıtmak ve Ankara’nın propagandasını yapmak üzere kongreye gönderilir. Fakat inisiyatif alarak anlaşma yapan Bekir Sami Bey, Ankara’ya döndüğünde tepki alır ve görevden alınır.

Fransa Başbakanı Birand, Boullion’u Ankara’ya gönderir. Resmi sıfatı olmasa da bu görüşme ilerisi için temel teşkil edecektir.

Boullion, görüşme sonrası raporunda, İstanbul’un tamamen etkisiz olduğunu bildirir. Ankara’dan da haberleşmenin daha rahat ypaılması ve Paris’le irtibatın daha hızlı olması için Mersin ve Suriye’ye geçmeyi teklif eder. Mustafa Kemal ile daha sonra Batı cephesine geçecektir.

Sakarya Meydan zaferi sonrası Fransa, zor duruma düşmüş ve bir an önce antlaşma yapmaya uğraşmıştır.

10 Ağustos 1921’de Fransa, İngiltere, İtalya ve Japonya tarafsızlık ilan etmişti. Böylece ülkeler, taraflara silah satabilecekti.

19 Ekim 1921’de Bullion’a Ankara tarafından silah siparişi verilir. Gabriel de Laste adında Fransız iş adamı da 30000 tüfek satışı sağlar.

20 Ekim 1921’de Ankara Antlaşması Boullion ve Yusuf Kemal arasında imzalanır. Mustafa Kemal bu antlaşma sırasında hakem rolünü üstlenmiştir. Antlaşmayla

-Fransa-Ankara Hükümeti arasındaki savaş sona erecek.

-Kilikya’daki Türk ordusu kuzeye, Fransız ordusu da güneye çekilecektir.

-İskenderun özel bir yönetim olacak ve Türkçe tanınacaktır.

-Caber kalesi manevi mirasından ötürü Türk toprağı olacak kalacaktır.

Antlaşma sağlanmış ve TBMM-Fransa arasında ateşkes yapılmıştı. Ankara Ant. İle ilk kez batılı bir devlet TBMM’yi tanımış oluyordu. Fransa’nın bu antlaşmayı yapmasındaki en önemli etken, mali çıkarlarını güvenceye almaktı. Mevcut demiryolu yatırımları, maden imtiyazları ve Duyunu Umumiye ile dış borçlardaki sermaye ağırlığı, Fransa’nın önem verdiği konulardı ve savaş uzadıkça zarar etmekteydi. İngiltere ile de anlaşamaması ve Faysal konusunda Fransa’nın yanında yer almaması Fransa-İngiltere ilişkileri açısından olumsuzluk doğurmuştur.

16 Ocak 1922 resmi yazısına göre Fransızlar, Kilikya’nın boşaltılmasının ardından; 10000 haki renkli üniforma, 4000 tüfek, 2milyon fişek, 373 atı teslim etmişler ve ilerleyen süreçte de 10 Bregeut tipi uçağı, 10 yedek motoru, 10 hangar-çadırı, 10000 tüfeği, 2000 atı ve 10000 haki renkli üniformayı da vereceklerdir.