Avrupa Birliğinin oluşumundaki temel etken iki büyük savaşın ardından bir daha kıt'ada savaşın yaşanmaması isteğindendir. Fransa ve Almaya arasında Ruhr havzasındaki kömür yatakları, iki dünya savaşının da temel çıkış noktasını oluşturur. Silah yapımında büyük etken olan çelik, kömür sayesinde ısıtılarak silah yapımında kullanılıyordu. İkinci Dünya Savaşının ardından Fransa'nın başını çekmesiyle, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg arasında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kurulmuştur. Bunun öncesinde Benelüks ülkeleri olarak adlandırılan Belçika-Hollanda-Lüksemburg aralarında anlaşma yaparak bir nevi tarihte olduğu gibi Birleşik Eyaletleri canlandırmışlardır. (Danimarka’yı tenzih ediyorum).
Siyasi etkiler, beraberinde ekonomik birleşmeyi de sağlamış böylece Avrupa devletleri arasında dayanışma başlamıştır. Sovyet tehdidi, Avrupa, özellikle Batı ve Orta Avrupa ülkelerini birbirine yakınlaştırmıştır. A.B.D., bu süreçte Marshall Planı ile Avrupa’da uydu devletler oluşturarak, himayeci konumda faaliyet sergilemiştir. Federal Almanya'nın kalkınmasında birincil rol oynamıştır.
1979 yılında Avrupa Parasal Sistemince “ECU” oluşturulmuştur. Hesap birimi olarak kullanılan bu kaydi para birimi, gerçek bir para değildi. Halk arasında kullanılmasa da devletler arası finansal sistemlerde ve sisteme üye devletlerin üçüncü bir ülkeyle ticaretinde kullanılan bir göstergeydi. Mevcut 9 Avrupa Ekonomik Topluluğu ülkesinin ulusal paralarının sabit tutarlarınca toplamıydı. 1991 Maastricht Kriterlerine az kala ulusal paraların ECU sepetindeki ağırlığına bakacak olursak;
| Ulusal Para | Ulusal Paraların Belirli Sabit Miktarları | 1989 Tarihli Ağırlıklar (%) |
| Alman Markı | 0,6242 | 30,1 |
| İngiliz Sterlini | 0,087 | 13,0 |
| Fransız Frangı | 1,332 | 19,0 |
| İtalyan Lireti | 151,8 | 10,2 |
| Hollanda Florini | 0,21 | 9,4 |
| Belçika Frangı | 3,301 | 7,6 |
| Lüksemburg Frangı | 0,13 | 0,3 |
| Danimarka Kronu | 0,19 | 2,5 |
| İrlanda Lirası | 0,008 | 1,1 |
| Yunan Drahmisi | 1,44 | 0,8 |
| İspanyol Pesatası | 6,88 | 5,3 |
| Portekiz Esküdosu | 1,39 | 0,8 |
| | | 100 |
Kaynak: Avrupa Para Birliği Hedefi ve ECU’nün Kullanımının Yaygınlaşmasının Dünya Para Sistemi Üzerindeki Etkileri, Ayşe Ilgan Necipoğlu, 1993
1991 Maastricht Anlaşması ile topluluğun ekonomik kriterleri belirlenmiştir. Kendi aralarında birleşmeyi, dayanışmayı içeren topluluk zamanla küresel etki doğuracak güce dönüşmüştür. Anlaşmanın ekonomik kriterlerine bakacak olursak;
Enflasyon = Topluluğun yıllık en iyi performans gösteren ilk üç ülke oranlarının ortalaması alınacak, sapma da 1,5 olacak. Örnek vermek gerekirse, ortalama %3 enflasyon oranı yakalanmışsa, topluluğa alınacak ülkenin enflasyon oranı en fazla %4,5 en az %1,5 olmalıdır.
Faiz = Topluluğun yıllık en iyi performans gösteren ilk üç ülke oranlarının ortalaması alınacak, sapma da 2 olacak. Aynı örnek üzerinden gidecek olursak %3 olan faiz oranı, en fazla %5, en az %1 olmalıdır.
Bütçe açığı = Üsttekilerle aynı olmak üzere, bütçe açığının gayri safi yurt içi hasıla içerisindeki payı en fazla %3 olmalıdır.
Devlet Borçları = Üsttekilerle aynı olmak üzere, devlet borçlarının gayri safi yurt içi hasıla içerisindeki payı en fazla %60 olmalıdır.
Döviz Kurları=Son iki yıl itibariyle ülke parası devalüe edilmemiş olmalı, en fazla %15’lik kur dalgalanması göstermiş olmalıdır.
Görüldüğü üzere, Avrupa Birliği parasal ve mali disipline önem vermiş hem topluluk içi hem de topluluğa üye olmak isteyen ülkelere kriter getirmiştir. Bunların gerçekleşmesi için de üye ülkelere yapısal fonlar vermiştir. Özellikle SSCB’nin dağılarak Doğu Avrupa ülkelerinin Avrupa Birliği’ne apar topar alınması, Doğu Almanya'nın Federal Almanya ile birleşmesi, Topluluğa ciddi yük getirmiştir. Günümüzde bile hala bu etkiler gözlenmekte, yapısal fonlardan birçok ülke -Yunanistan gibi- yararlanmakta fakat gözle görülür mali disiplin sağlayamamaktadır.
Türkiye, son yıllar itibariyle bu kriterleri büyük oranda karşılamışken ve çoğu Avrupa ülkesine göre iyi performans göstermesine rağmen aday ülke statüsünden öteye geçmemiştir. Bu noktada Avrupa'nın çifte standart gösterdiği gayet açıktır.
Avrupa Birliği, yapısı gereği önce Avrupalı, sonra ulusal kimlik kazandırmayı amaçlar. Birlik kurucuları, Avrupalı vatandaşlardan “Avrupalıyım” demelerini isterken, durum pek de öyle değildir. Avrupa halkları arasında yükselen bir milliyetçi tavır söz konusudur. Batı Avrupa milletleri, Doğru Avrupalı olanları istemezken, Batı da kendi içerisinde çözülmeye gitmektedir. Topluluğa girmesi sancılı olan İngiltere, Brexit kararı ile dünyayı şoka uğratmış AB'yi yeni tedbirler aldırmak zorunda bırakmıştır.
Siyasi olumsuzluklar baş gösterse de Avrupa, dünyada en büyük ticaret hacminin döndüğü bölgedir. Dünyanın en fazla ihracat yapan bölgesiyken, 2. İthalatçı durumundadır. Ürettiği katma değeri yüksek mallar sayesinde ekonomi piyasasında söz sahibidir. Gümrük Birliği Anlaşması ekonomisine ciddi katkı yapmaktadır. Gümrük Birliği konusuna burada değinmeyip ayrı başlıkta ayrıntılı olarak ele alacağım.
Topluluk, her ne kadar sancılı süreçler sergilese de dağılmayacağı kanaatindeyim. Başı çeken Almanya ve Fransa, topluluğun dağılmaması için ciddi çaba sarf etmekte, yardım fonlarının ağzını açmada bonkör davranmaktadırlar. Yunanistan'ın iflasını kredilerle kapatma çabaları buna en güzel örnektir.


