22 Mart 2017 Çarşamba

2017 Şubat Verileriyle Türkiye'nin Ekonomik Görünümü

Türkiye Ekonomik Görünüm
Geçtiğimiz hafta (16 Mart)’ta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), gecelik faiz oranlarını yükseltti.
Gecelik faiz oranının üst limiti (fonlama), %9,25, alt limiti(borçlanma) %7,25 olmuştur.
1 hafta vadeli repo ihale faizi %8’de sabit kaldı.
Geç likidite faiz oranları borç alma için %0, borç verme için %11’den %11,75e yükselmiştir.
Faiz koridoru, Merkez Bankası’nın ticari bankalar aracılığı ile piyasaya direkt politika uygulamasını sağlar.
Ülkemizde iç talep geçen yıla oranla oldukça düştü. Aşağıda enflasyon oranlarına bakarak daha ayrıntılı yoruma inelim.
Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi
2014/02
2015/02
2016/02
2017/02
1,38
1,20
-0,20
3,98

Tüketici Fiyat Endeksi
2014/02
2015/02
2016/02
2017/02
0,43
0,71
-0,02
0,81

Yukarıdaki veriler gösteriyor ki, üretici için enflasyon söz konusudur. Yani üreticinin maliyetlerinde artış olmuştur. Tüketici kesiminde fiyatlar yükselmiştir. T.C.M.B. da enflasyonla mücadele için faiz oranlarında artışa gitmiştir. Gereken adım evet doğrudur fakat ekonomiye para ya da maliye politikası ile müdahale etmek geçicidir. Bir zamana kadar fayda verdikten sonra artık etki etmez. Geçmiş yılki krizlerimize bakarak bunun sonuçlarını görebiliriz.
“Enflasyonun tetiklenmesinin ivme kazanması bekleniyor. Bu yüzden önümüzdeki günlerde parasal sıkılaşma daha da artabilir.” Standart & Poor’s tarafından yapılan bu açıklama bize ilave parasal sıkılaştırma getirebilir. Faiz koridorunda görülen yükselme aslında bu sinyalleri destekler niteliktedir.
A.B.D.’deki belirsiz mali politikalar sermaye akışını gelişmekte olan ülkelere kaydırma öngörüsündedir. Trump bu konuda birincil rol oynar. Sermaye akışının dünyaya yayılması gelişmekte olan ülkeler için iyi sonuçlar verecektir. Tabi ki bunlar spekülatif ve dolaylı olmadığı sürece. Döviz akışının sağlanması yerel paraların da bir nebze değer kazanmasına fayda sağlayabilir. Bu da Merkez Bankası’nın üzerindeki döviz yükü baskını azaltıcı etki yapabilir.
S&P, Türkiye’nin 2017 büyüme beklentilerini %3.2’den %2.4’e, 2018 için ise %3.4’den %2.7’ye indirmiştir.
Türk Lirası, Ekim sonu-Ocak sonu arasında U.S.D. karşısında %20’den fazla değer kaybetmiştir. Yıllık bazda baktığımızda şubat enflasyonu %10’u aşmıştır. Fonlama faizinin yükselmesi kuru stabilize etti fakat volatilitenin devamına bir şey yapamadı.
Türkiye için üreten ekonomi gereklidir. Üretimden kastım katma değeri yüksek mal imal etmektedir. Montaj sanayi ile belli bir yere gelirken tam anlamıyla güçlü ekonomiye ulaşamayız. Sürdürülebilir büyümeyi yakalamak için teknolojiye daha fazla pay ayırmalı, firmalarımızı çok uluslu hale getirerek ekonomik bağımsızlığımızı tam anlamıyla sağlamalıyız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder