İnşaat sektörü ekonomimizin lokomotif piyasasıdır. Özellikle ülkemizde inşaat sektöründeki bir dalgalanma ekonomik sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireysel tüketicilerin konut talebi doğrultusunda inşaat sektörü hızla gelişme göstermiştir. Son dönemde bankaların faiz indirimi neticesinde konut kredileri cazip hale gelmiş ve talep daha fazla olmuştur. Ülkemizde konut alımı, ihtiyaçtan çok yatırıma yöneliktir. Finans ya da üretim amaçlı yatırıma sermaye yatırmaktan çok ülkemiz insanı konuta yatırım yapıp az ama düzenli gelir elde etmeyi amaçlamaktadır. Bir nevi geleceğini garanti altına alma düşüncesi hakim olmaktadır.
Bölgesel bazda baktığımızda konut sektöründe arz-talep dengesizliği göze çarpmaktadır. Bu da fiyat dalgalanmalarına sebep olup kriz ortamı oluştu gibi izlenim vermektedir. Bunlar geçici sorunlardır. Yakın coğrafyamızda son zamanlarda gelişen olaylar dolayısıyla güneydoğu bölgesindeki konut fiyatlarında ciddi yükseliş göze çarpmaktadır. Suriyeli göçmenlerin oluşturduğu talep, bölge konut fiyatlarında şişkinlik arz ettirmiştir.
2013 yılında gelişmekte olan ülkelerin ortalama inşaat sektörü büyüme oranları %6.8 iken, ülkemizde %4.5 olarak kalmış ve ortalamanın altında büyüme gözlenmiştir.
Doğrudan yabancı yatırımın ülkemiz piyasasına katısı 12 milyar USD, bunun 4.3 milyar USD'si yani %36 lık kısmı inşaat sektörünündür.
Konut satışlarına baktığımızda %35 'lik kısım ipoteklidir. Bu da kredili konut sahiplerini faize karşı daha duyarlı hale getirmektedir. 2015 verileriyle toplam konut kredisi 128 milyar TL, bunun da GSYH'ya oranı %7.2'dir. Gelişmiş ülkelere kıyasla bu oran oldukça düşük kalmaktadır.
2010-2014 arasında konut fiyatlarında ortalama %75'lik yükseliş söz konusu olmuştur. İstanbul'da bu oran %110'lara kadar çıkmaktadır. Fiyat artışlarına makro-mikro düzeyde birçok sebep etken olmakta ve bu da piyasayı kırılgan hale getirmektedir. Herhangi bir çalkantı döneminde fiyatlar dalgalı seyir izlemektedir. Ülkemiz kıyı şeritlerinde de fiyat artışları soz konusu olmaktadır. Yabancıya konut satışlarının artması fiyatları da yükseltmiştir.
Yatırım amaçlı alınan bir konutun geri dönüşü ortalama 17 yıl sürmektedir.
Ülkemiz AVM sektörü yönünden de büyük gelişme göstermiştir. Son verilerle 355'e yakın AVM ülkemizde aktif durumdadır. Tabi ne kadar gerekli olduğu farklı bir tartışma konusudur. Büyük şehirlerde şehir içine yapılan AVM'ler hep yerel market ve KOBİ'lere zarar vermekte hem de trafik sıkışıklığına neden olmaktadır. Dolaylı etki olarak sayabileceğimiz alışveriş çılgınlığına sebep olduğundan ise kredi kartına talebi arttırıp ülke tasarrufunu baltalayıcı etki yapmaktadır. Konudan fazla sapmadan inşaat sektörüne devam edelim.
Eylül 2016 verileriyle inşaat sektörü güven endeksi 0,8 puan azalma göstermiştir. Vatandaş son dönem gelişen olaylar neticesinde piyasayı izlemeye koyulmuştur. Harcanabilir gelirin düşük olması, konut satın alma fikrinin bir daha düşünülmesine sebep olmaktadır. Piyasa, tabiri caizse inşaata daha doymamıştır. Fiyatların rayına oturacağı zaman, piyasada konut arzının talebi aştığı zaman olacaktır. Gelirini 10 yıl boyunca krediye bağlamak insanları sadece maddi değil manevi yönden de stres ve bunalıma sokmaktadır. Günümüz koşullarında belli bir birikim sahibi olmadan konut sahibi olmak mümkün gözükmemektedir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder