24 Ekim 2016 Pazartesi

Siyasi Otoritenin Ekonomideki Rolü üzerine Yüzeysel Türkiye İncelemesi

Keynesyen iktisat teorisiyle devletin ekonomi üzerindeki rolü giderek artmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş yıllarında devletçi ekonomiye ağırlık vermiş ve piyasa dengesi devlet eliyle sağlanmaya çalışılmıştır. Soğuk savaş rüzgarlarının esmeye başlamasıyla sadece Türkiye’de değil tüm Dünya’da enflasyon ve işsizlik artma eğilimi göstermiştir. Bunda devletin bütçe açıklanın etkisi yadsınamaz bir gerçektir.

Ülkemiz, ekonomik istikrar konusunda Batı ülkelerine kıyasla ne yazık ki düzen tutturamamıştır. Devlet eliyle oluşturulan “Kalkınma Planları”, uzun vadeli sorunlara kısa vadeli çözümler getirmiş, bu da sorunların kökten çözülmesini zora sokmuştur. Akabinde hızlı değişen siyasi konjonktürlere partiler olsun, halk olsun adapte olamamıştır. Tüketici talebine gereken arz yeterli olmadığından ithal edilen mal ve hizmetler uzun vadede ciddi cari açıklara sebep olmuştur. Siyasi istikrarsızlığın hat safhada olduğu ülkemizde iki askeri darbe yaşanmış ve ekonomimiz tabiri caizse baltalanmıştır.

            80’li yıllar, ülkemiz dahil dünyada küresel liberalleşmeye sahne olmuştur. Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması, ülkelerin mesafelerini kısaltmıştır. Ülkemiz bu yıllarda yeni reform hareketlerine sahne olmaktaydı. Tarım terkedilmeye, sanayi kesimine ağırlık verilmekteydi. Geniş çerçeveden iyi gibi gözüken bu durum, kırsal kesimin şehirlere göçüne neden olmaktaydı.

            Aradan geçen yıllar, ekonomik krizlerden ne yazık ki ders çıkarmadığımızı göstermektedir. Karne ile yapılan alışverişler, yüksek enflasyon oranıyla beraber yüksek işsizlik oranı, yüksek faizler, artan bütçe açıkları Türkiye’nin 2000’li yıllara nasıl bir durumda girdiğini göstermekte yetiyor.

Hükümetlerin, günü kurtarmak için yaptıkları ekonomik atılımlar, oy uğruna bir sonraki hükümetin sırtına kamburdu. Merkez Bankası kendi görevini yapmaktan çok hükümetlerin isteklerini yerine getiriyor, bu da milli paramızı itibarsızlaştırmaya sürükleniyordu.


2000’li yıllara girmemizle beraber yeni siyasi hareket başlamış, ekonomide büyük atılımlar gerçekleşmiştir. İlk savaş enflasyona karşı açılmış ve önceki yıllara nazaran ciddi başarı sağlanmıştır. Faiz oranı düşmüş, bütçe açıkları azalmaya başlamıştır. Kemal Derviş maddeleri uzun süre uygulanmıştır. 2005 yılı itibariyle özelleştirme hareketine girişilmiş, kamu finansmanı buralardan sağlanmaya çalışılmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder