24 Ekim 2016 Pazartesi

Adam Smith ve Ulusların Zenginliği

İktisat deyince dünyada akla gelen ilk isimdir Adam Smith. Ülkemizde iktisat fakültelerinde adını duymayan yoktur.

1723 yılında doğmuş, 1790 yılında ölmüştür. İskoçtur. Ekonomist olmasının yanında filozoftur. Ahlak felsefesi alanında dersler vermiştir. Bir dönem Oxford Üniversitesi'nde çalışmış daha sonra İskoçya'ya, Edinburgh Üniversitesi'ne geri dönmüştür. Fikirlerinin aydınlanması, gelişmesi Avrupa seyahati ile olmuştur. Özellikle Fransa'da fizyokrasi kurucusu sayılan Quesnay ile tanışmış ve ondan etkilenmiştir.

Adam Smith, "Klasik İktisat Ekolü" nün kurucusudur. Yaşadığı dönemde sanayi yeni yeni ortaya çıkmaya başlamış, ticari hayat hat safaya ulaşmıştı. Ona göre birey menfaat üzerine hareket etmektedir. Merkantalistlere nazaran devlet müdahalesine karşıdır. Ekonominin kendiliğinden "görünmez el" ile dengeye geleceğini savunur. Ekonomide tam istihdam ilkesi geçerlidir.

Ulusların Zenginliği kitabında, işbölümü, emeğin ücreti, malın fiyat oluşumu, rant, faiz, sermaye kullanımı, servet, siyasal ekonomi, ticaret, sömürgeler, toprak mahsülü ve kamu borçlar gibi konulara değinerek zamanının ötesinde kapsamlı bir çalışma yapmıştır.

İşbölümü konusunda, her işçinin kendisine verilen görevi yapmasını savunmuş ve böylece o işte uzmanlaşamya gidiliğ daha fazla çıktı elde edileceğini açıklamıştır. Bu konuda verilen iplik örneği oldukça meşhurdur.

Bu teoriyle ilişkili diğer teori, mutlak üstünlüktür. Buna göre devletler, uzmanlaşma eğilimindeki ürünlerini ihraç edip ticarette zenginleşerek söz sahibi olurlar. İhtiyaç duyduğu ürünü de ithal ederler.

Emek değer teorisi denince akla elmas su paradoksu gelir.Suyun faydası elmastan daha fazladır. Ama elmas elde edilmesi için verilen emeğin fazlalığından dolay daha değerlidir. Burada devreye nadirlik rantı da girer.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder